ÇOK EŞYASI OLAN MUTSUZ ADAM!


 O da pek çok kişi gibi, dünyada giderek artan tüketim çılgınlığına kapılıp, mutluluğu alışverişte, yeni eşyalarda, teknolojinin en son ürünlerinde arayan biriydi. 
Ancak hayatını bir girdap gibi kontrolsüzce sürükleyen bu yaşam tarzının, aslında ona hiç de mutluluk getirmediğini fark etti. Mutlu olmak için yaşadığı bu hayat şekli, onu giderek daha da çok çalışmaya ve daha çok yorulmaya itiyordu. Tüm dünyayı etkisi altına alan bu tüketim alışkanlığına ayak uydurabilmek için, daha çok mesai yapıyor, daha çok borçlanıyor ve hayatı giderek daha da zor hale geliyordu. Sürekli çalışmaktan, aldığı eşyaları kullanacak ne vakti ne enerjisi kalıyor ne de bunlar hayatına bir mutluluk katabiliyordu. Hatta bu hayat şekli yüzünden, elindeki sıradan mutluluk fırsatlarını da kaçırıyor; ailesiyle, dostlarıyla, sevdiği insanlarla birlikte olmaya dahi vakit bulamıyordu. 
Evet,DaveBruno da bir çok insan gibi, sadece mutlu olmanın yolunu arıyordu. Onun, çevresindeki pek çok kişiden farkı ise, hayatın kendisini sürüklemesine izin vermemesi oldu. Alışılmış düzeni değiştirecek cesareti gösterdi ve hayatının kurallarını kendisi belirledi. 

DaveBruno: “Hayatımı ve Ruhumu Nasıl Geri Kazandım?”
Dave Michael Bruno‘100 Things Challenge’ (100 Eşyayla Yaşamak) adını verdiği projesiyle, elinden kayıp giden hayatını yeniden kazanmaya karar verdi. 
Bir yıl boyunca, sadece 100 eşyayla yaşayacak ve bunlarla mutlu olmanın yolunu bulacaktı.
2008 yılının sonunda uygulamaya başladığı bu projeyi2009’un sonuna dek sürdürdü. İnsanlara projenin ‘3 R’ adını verdiği sloganıyla seslendi: ‘Reduce, Refuse ve Rejigger’.
Yani,‘Azaltın, Reddedin ve Elinizdekileri Yeniden Organize Edin’... Sahip oldukları fazla eşyalardan kurtulacak, yenilerini almayı reddedecek ve ellerindekileri de yeniden düzenleyerek kullanıma geçireceklerdi.
Vebu uygulamanın sonucunda DaveBruno, mutlu ve iyi bir hayat için aslında 100 eşyanın bile fazla olduğu sonucuna vardı. Seçtiği 100 eşya arasında bile çok fazla kullanmadıkları vardı. Listesinde olmayan eşyalara ihtiyaç duyduğunda ise, bunlarınsadece eski alışkanlıklardan kaynaklandığını telkin ederek, onlarsız da yaşamayı başardı.
Ve sonuçta, hem kendine hem de başlangıçta projeye çekimser yaklaşan eşine ve tüm yaşadıklarını anlattığı blog’’u ‘Guynameddave’i takip eden yüz binlerce kişiye, aynı cesaret ve inancı verdi. Bruno’’nun listesi pek çok insana ilham kaynağı oldu ve geniş bir kitle bu fikri hayata geçirmeye başladı.Twitterve Facebook gibi sosyal paylaşım alanlarında ‘100 Things Challenge’ sayfaları açıldı, deneyimler paylaşıldı.
DaveBruno, 2008'in sonundan, 2010'un sonlarına kadar yaşadıklarını anlattığı kitabıyla New York Times'ın en çok satan kitaplar listesine girdi.
Ve işte böylece DaveBruno dünyaya “Az eşya eşittir mutluluk’’ formülünü öğretti. İnsanları, sade bir hayatın da mutluluk getirebileceği fikrine alıştırdı.
Şu an başta ABD olmak üzere pek çok ülkede, projeye katılan insanlar yalnızca seçtikleri 100 eşya ile yaşıyor ve hepsi de bunun gerçekten ‘huzur ve heyecanveren bir deneyim’ olduğu kanaatinde.The New York Times’ın haberine göre, artık ABD’de pek çok insan daha az tüketmek için çaba sarf ediyor, daha az harcıyor ve bütçesini kontrol altında tutuyor. Eski eşyalarını hemen atmıyor, tamir ediyor, bahçesini ekiyor, yemeğini evde yapıyor.Ve tüm bunlar şunu gösteriyor ki, DaveBruno bu projesiyle sadece kendisine değil, tüm dünyaya yeni bir çığır açmış durumda.

Bruno’nun Minimalist Yaşam Felsefesi Mutluluk İçin Yeterli mi?
DaveBruno aslında kendi mutsuzluğundan yola çıkmış. Ama diğer yandan da, tüm dünyayı etkisi altına alan büyük bir tehlikeye dikkat çekmiş.Mutluluğu, satın alınan eşyalarda arayan 'tüketim' neslinin,mutluluğun asıl kaynağını sorgulamalarını sağlamış.
Bruno’nun projesi dünyada ‘azalma, yük atma, hafifleme’ yani ‘minimalizm trendi’ olarak adlandırılıyor. Amaç biraz da, bir yandan ekonomik açıdan kısıtlamaya gidilirken, bir yandan da bunu bir mutluluk oyununa çevirerek bu durumdan duyulacak sıkıntıyı ortadan kaldırmak. Ama aslında konu sadece eşyalarla sınırlı değil. Bu deneyim tüm hayatı kapsıyor:
Hayatınızda ‘gereksiz’ olduğuna karar verdiğiniz hiçbir şeyi yapmamak. 
Sizi rahatsız eden hiçbir ilişkiyi devam ettirmemek. 
Fonksiyonu olmayan her şeyi hayatınızdan çıkarmak. 
Sahip olma bağımlılığından kurtulmak. 
Yaşam alanınızla birlikte hayatı da sadeleştirmek.
Minimalist yaşamı, her anlamda, her alanda yaşamaya çalışmak.
Evet, Bruno’nun kuralları bunlar. Gerçekten de şu çok açık ki, kalabalık, kargaşa ve yoğunluk insana her zaman sıkıntı ve rahatsızlık verir.Böyle bir yaşam tarzından sade bir hayata geçiş elbette büyük bir konfor ve rahatlıktır.
Ayrıca belki dünyanın en lüks evine, en güzel eşyalarına sahip olabilirsiniz. Ama unutmayın ki, aynı anda sadece tek bir yatakta yatabilir, aynı anda evinizin sadece tek bir odasını kullanabilirsiniz. Sadece tek bir koltukta oturabilir, tek bir tabakta yemek yiyebilir, tek bir çatal, tek bir bıçak kullanırsınız. Dolayısıyla eviniz, dolaplarınız en ünlü, en kaliteli, en gösterişli eşyalarla da dolu olsa, pratik hayatta bunları kullanım şekliniz son derece sınırlıdır.Yani çok ev, çok oda, çok eşya size aslında bu yönüyle fayda sağlamaz.
Ama diğer yandan da, her an kullanılmayacak olsabile, estetik, kaliteli, zevkli ve güzel bir ortam oluşturabilmek de bir sanattır. Ve insanın, sevdiklerine, dostlarına, yakınlarına güzellik sunması da bir erdemdir. Dolayısıyla nadiren kullanılacak dahi olsa,tüm bu eşyalar için de evde elbette bir yer ayrılabilir. 
Ve evet, eşya belki mutluluk getirmez; ama eşya ile hayatınıza konfor, kolaylık, hız ve rahatlık katabilirsiniz.Bu da önemsenmeyecek bir şey değildir elbette.Bu nedenle ‘az ile mutlu olma’ felsefesi uygulanırken, insanın ‘mutsuz olacağı bir hayata sürüklenme’ ihtimalini de göz önünde bulundurmak gerekir. 

Mutluluk bir ‘matematik formülü’ değil, bir ‘ruh hali’dir
Mutluluğun az eşya ya da sadelikle sınırlandırılamayacağı çok açık. Mutluluk eşyayla gidip eşyayla gelseydi, dünyadaki tüm acılar, sıkıntılar, sorunlar bir kalemde son bulurdu. Her şey bu kadar kolay olsa, dünyada milyonlarca insan hala buyönde bir arayış içinde olmazdı.
Ama yine de DaveBruno bu yönde cesur bir adım atmış; tüm dünyaya, hayata bir yenilik, değişiklik ve heyecan katmanın bir yolunu göstermiş.İnsanların hayatına bir parça olsun umut ve neşe sunmayı başarmış.Eşyalarındaki değişimlebirlikte, hayatlarında da bir atılım yapmalarıiçin onlara bir fırsat oluşturmuş. Ama dünyadaki şu anki tabloya bakıldığında, Bruno’nun mutluluğun sırrını tam olarak keşfettiğini söyleyebilmekmümkün değil.Dünyanın dört bir yanı, hayatı en sade formunda yaşadıkları halde, mutsuzluğu da en şiddetli şekliyle göğüsleyen insanlarla dolu. 
Evet, eşya satın alarak asla mutlu olamazsınız. Fakat bundan kaçarak da mutluluğu yakalayamazsınız. Mutlu olmak için önce zihninizde bir kararalmanız gerekir. Çünkü mutluluk bir ‘matematik formülü’ değil, bir ‘ruh hali’dir. 
İnsan,yaşam süreci içerisindehiç beklenmedik durumlarla da karşılaşacaktır. Ama şartlar ne kadar değişirse değişsin, her koşul altında yine de mutlu olmanın bir yolu vardır.Bu tümüyle, mutluluğun sırrını bilmekle alakalıdır. Eğer bu sır maddede değil, manada aranırsa, insanın karşısına mutlaka uçsuz bucaksız bir yol açılır. Ve eğer siz hayatı iyi ya da kötü her detayıyla sevmeyi öğrenebilirseniz, hayatın da sizi sevdiğini ve mutluluğu bulduğunuzu görürsünüz. Bu sır elbette ki yalnızda ‘iman’da gizlidir.
DaveBruno belkimutlu olmayı bir yönüyle ve kısa süreli başarabilmiş gibi görünüyor. Ama kalıcı bir mutluluk için unutmayın ki, böyle formüller hiçbir zaman, asla yeterli olmayacaktır.Gerçek mutluluk yalnızca imanın içine gizlenmiştir...

https://twitter.com/GulgunGoktan
gulgungoktan@gmail.com